8 Bin Yıllık Bir İncir Bugünün Balıkesir’ine Uzanıyor: Havran’da Bir Meyvenin Neolitik Geçmişi Ortaya Çık
Balıkesir’in Havran ilçesindeki arkeolojik çalışmalar, incirin bölgedeki geçmişini binlerce yıl geriye taşıyan dikkat çekici bulgular ortaya koyuyor. Yaklaşık 8 bin yıllık bitki kalıntıları, bugün bölgeyle özdeşleşen incirin yalnızca bir tarım ürünü değil, Anadolu’nun çok eski beslenme ve yaşam kültürünün de parçası olduğunu düşündürüyor.
Bugün Balıkesir’in Havran ilçesiyle özdeşleşen siyah incirin hikâyesinin ne kadar eskiye uzandığını birkaç karbonlaşmış meyve kalıntısı gösterdi.
Havran’daki Andık Mağarası’nda yürütülen arkeolojik kazılarda bulunan incir kalıntıları, TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi’nde yapılan Karbon-14 analizinde MÖ 6300 civarına tarihlendirildi. Bu da incirin bölgede yaklaşık 8 bin yıldır bulunduğuna işaret ediyor.
Fakat keşfin en ilginç tarafı yalnızca yaşı değil. İncirlerin çok sayıda ve bir arada bulunması, Neolitik insanların bu meyveyi tesadüfen tüketmediğini; topladığını ve muhtemelen depoladığını düşündürüyor.
Mağarada yalnızca birkaç çekirdek bulunmadı
Andık Mağarası, Havran’ın İnönü Mahallesi yakınlarındaki Kocaçal Tepe’de bulunuyor. İlk kez 1949’da arkeolog Prof. Dr. Kılıç Kökten tarafından keşfedilen mağaradaki güncel kazıları Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nden Prof. Dr. Derya Yalçıklı ve ekibi yürütüyor.
Kazılarda Neolitik insanların beslenmesine ilişkin arpa ve buğday gibi başka bitki kalıntıları da ortaya çıkarıldı. Ancak incirler olağanüstü derecede iyi korunmuş durumda ve sayıları oldukça fazla.
Kalıntıların bir noktada yığılmış halde bulunması özellikle dikkat çekiyor. Yalçıklı’ya göre bu durum incirin o dönemde beslenmede kullanılan ve depolanan ürünlerden biri olduğunu düşündürüyor.
Binlerce yıl sonra elimizde hâlâ incir bulunabilmesinin nedeni ise küçük bir arkeolojik tesadüf: Meyveler karbonlaşmış.
Organik maddeler normal şartlarda zamanla çürüyüp yok olurken yanarak karbonlaşan bitki kalıntıları uygun koşullarda binlerce yıl korunabiliyor. Böylece bir zamanlar yenmek üzere toplanmış meyve, bugün geçmiş toplumların sofrasını anlamamızı sağlayan arkeolojik kanıta dönüşüyor.
Bir meyve bize Neolitik yaşam hakkında ne anlatabilir?
Arkeolojide günlük yiyecekler bazen görkemli yapılardan daha fazla şey anlatabilir.
Bir bölgede hangi bitkilerin bulunduğunu, insanların ne yediğini, hangi ürünleri topladığını ve yiyeceklerini nasıl sakladığını anlamamızı sağlarlar.
Andık Mağarası’ndaki bulgular da yalnızca incirden ibaret değil. Kazı ekibi, seramiğin henüz kullanılmadığı dönemlere ait tabakalarda mağara içinde dikkat çekici taban düzenlemeleri tespit etti. Prof. Dr. Yalçıklı, konutlarda görülen bazı taban uygulamalarının benzerlerinin mağarada bulunmasının bölge ve Anadolu arkeolojisi açısından önemli olduğunu belirtiyor.
Bu durum mağaranın yalnızca insanların kısa süreliğine sığındığı bir yer olmadığını; günlük yaşamın daha düzenli biçimde sürdürüldüğü bir alan olabileceğini düşündürüyor.
Depolanmış incirler de bu tablonun küçük fakat güçlü bir parçası.
Bugünün Havran’ıyla şaşırtıcı bir bağ
Keşfi dikkat çekici yapan başka bir ayrıntı daha var.
Havran bugün de siyah inciriyle tanınıyor ve ürün coğrafi işaret tesciline sahip. Kazı başkanı Yalçıklı, karbonlaşmış kalıntıların bulunmasını bu nedenle bölgenin günümüzdeki incir geleneğiyle ilişkilendiriyor.
Ancak burada bilimsel olarak dikkatli olmak gerekiyor: MÖ 6300’de bulunan incirlerin genetik olarak bugün yetiştirilen Havran siyah inciri çeşidiyle birebir aynı olduğu henüz gösterilmiş değil.
Bulgunun güçlü biçimde ortaya koyduğu şey daha temel ve belki de daha etkileyici:
İncir, Neolitik Dönem’de de bu coğrafyanın beslenme dünyasının içindeydi.
Bu, günümüzde bir bölgeyle özdeşleşen ürünlerin geçmişinin bazen düşündüğümüzden çok daha derine inebileceğini gösteriyor.
8 bin yıl sonra aynı coğrafyada
Andık Mağarası’nda yaşayan insanların isimlerini bilmiyoruz. Hangi dili konuştuklarını, inciri nasıl adlandırdıklarını veya meyveyi taze mi kurutarak mı tükettiklerini de henüz söyleyemiyoruz.
Ama sofralarından kalan küçük izlerden bir şeyi öğrenebiliyoruz.
Yaklaşık MÖ 6300’de bu bölgede yaşayan insanlar incir topluyordu. Meyveleri bir araya getiriyor ve beslenmelerinin parçası olarak kullanıyordu.
Aradan sekiz bin yıldan fazla zaman geçti.
Yerleşimler değişti, toplumlar değişti, tarım değişti.
Fakat bugün Havran’da hâlâ incir yetişiyor.
Arkeolojinin bazen en etkileyici keşifleri devasa tapınaklar veya altın hazineler olmayabiliyor. Bazen küçücük, yanmış bir meyve kalıntısı geçmişle bugün arasında beklenmedik bir bağ kurabiliyor.
Andık Mağarası’ndaki incir de tam olarak bunu yapıyor: Sekiz bin yıl önceki bir sofrayı bugünün Balıkesir’ine bağlıyor.