İklim Krizi Artık Ders Zilini de Susturuyor: 2024’te 171 Milyondan Fazla Öğrencinin Eğitimi Kesintiye Uğradı
Sel, aşırı sıcaklar, fırtınalar ve kuraklık artık yalnızca yaşam alanlarını değil, eğitim sistemlerini de kesintiye uğratıyor. 2024 yılında en az 171 milyon öğrencinin eğitimi iklim kaynaklı tehlikeler nedeniyle aksadı. En ağır yükü ise iklim krizine karşı en kırılgan bölgelerde yaşayan çocuklar taşıyor.
Bir sel okulun kapısından içeri girdiğinde yalnızca sıraları ıslatmıyor. Bir fırtına çatıyı uçurduğunda yalnızca binaya zarar vermiyor. Aşırı sıcak nedeniyle sınıflar kapandığında kaybolan şey yalnızca birkaç günlük ders değil.
Çocukların geleceğinden zaman eksiliyor.
UNICEF’in 10 Eylül 2026’da yayımladığı yeni küresel analiz bunun boyutunu çarpıcı biçimde ortaya koyuyor: 2025 yılında 171 milyondan fazla öğrencinin eğitimi iklim kaynaklı tehlikeler nedeniyle kesintiye uğradı. Bu, okul öncesinden lise sonuna kadar dünyadaki yaklaşık her 10 öğrenciden biri anlamına geliyor.
Üstelik sorun yalnızca okulların birkaç gün kapanması değil. Fırtınalar, seller, sıcak hava dalgaları, kuraklık ve orman yangınları bazı bölgelerde okul binalarını kullanılamaz hale getiriyor; ders sürelerini kısaltıyor, öğrencilerin devamlılığını azaltıyor ve en kırılgan çocukların eğitim sisteminden tamamen kopma riskini artırıyor.
İklim krizinin eğitim üzerindeki etkisi artık geleceğe ilişkin bir tahmin değil.
Ders programlarının içine girmiş durumda.
171 milyon öğrencinin arkasında farklı felaketler var
UNICEF’in Learning Interrupted çalışması 106 ülke ve bölgedeki verileri inceliyor. Sonuçlar iklim kaynaklı eğitim kesintilerinin tek bir felaket türünden kaynaklanmadığını gösteriyor.
2025’te fırtınalar dünya genelinde yaklaşık 109 milyon öğrencinin eğitimini etkileyerek en yaygın neden oldu. Sellerden en az 70 milyon, sıcak hava dalgalarından ise yaklaşık 50 milyon öğrenci etkilendi. Aynı çocuk birden fazla olaydan etkilenebildiği için bu rakamlar doğrudan toplanamıyor.
Eğitim kesintisinin biçimi de ülkeden ülkeye değişiyor. Bazı yerlerde dersler birkaç günlüğüne askıya alınıyor. Bazılarında uzaktan eğitime geçiliyor. Daha ağır afetlerde ise okul binaları zarar görüyor veya geçici barınma merkezlerine dönüştürülüyor.
UNICEF’in analizine göre kaydedilen olayların yüzde 66’sında dersler askıya alındı. Vakaların yaklaşık yüzde 21’inde öğrenciler, okul binaları hasar gördüğü veya barınak olarak kullanıldığı için sınıflarına dönemedi. 106 ülke ve bölgenin 40’ında iklim bağlantılı eğitim kesintileri yıl boyunca farklı zamanlarda görüldü; 11 ülkede ise etkiler ülke çapına yayıldı.
Bu rakamlar bize yeni bir eğitim problemini gösteriyor. Bir çocuğun okula devam edip edemeyeceğini artık yalnızca ailesinin geliri, yaşadığı yer veya eğitim sisteminin kalitesi belirlemiyor.
Yaşadığı bölgenin iklim riski de belirliyor.
Okullar iklim krizinin ilk sığınaklarından biri oluyor
Bir afet yaşandığında okul binalarının iki farklı rolü çatışabiliyor.
Normal zamanda burası eğitim alanı.
Afet sırasında ise toplumun en büyük ve güvenli kamu yapılarından biri.
Bu nedenle sel, kasırga veya büyük fırtınaların ardından okulların tahliye ve barınma merkezi olarak kullanılması olağan bir uygulama. Fakat bir okulun yüzlerce kişiye geçici barınak olması, aynı anda yüzlerce öğrencinin eğitim alanını kaybetmesi anlamına geliyor.
Üstelik bina ayakta kalsa bile sorun bitmeyebiliyor.
Elektrik kesilebilir, yollar kapanabilir, içme suyu ve sanitasyon sistemleri zarar görebilir. Öğretmenler bölgeye ulaşamayabilir. Aileler başka yerlere göç etmek zorunda kalabilir.
Papua Yeni Gine’deki 16 yaşındaki Taudibura Garo’nun UNICEF’e anlattığı durum bunun küçük ama güçlü bir örneği. Okulunun yanındaki dere taştığında su okul alanına ve tuvaletlere kadar ulaşıyor. Sağlık koşulları bozulduğu için öğrenciler derslere devam edemiyor.
Böyle durumlarda okul binasının fiziksel olarak hâlâ orada olması çok şey ifade etmiyor.
Eğitimin çalışabilmesi için çevresindeki bütün sistemin de çalışması gerekiyor.
Sıcaklık yükseldiğinde okul açık olsa bile öğrenmek zorlaşıyor
İklim ile eğitim arasındaki ilişkinin daha görünmez bir tarafı da aşırı sıcaklık.
Bir okulun kapanması kolayca ölçülebilir: Kaç gün ders yapılmadığı bellidir. Ancak sınıf açık olduğu halde öğrencilerin öğrenme kapasitesinin düşmesi çok daha zor fark edilir.
Özellikle klima veya yeterli havalandırma bulunmayan sınıflarda aşırı sıcaklık öğrencilerin dikkatini, fiziksel konforunu ve öğrenme koşullarını etkileyebiliyor. Suya erişim problemi ve yüksek nem de tabloyu ağırlaştırabiliyor.
UNICEF’in bir önceki küresel değerlendirmesi sorunun ne kadar hızlı değişebildiğini göstermişti. 2024 yılında iklim kaynaklı olaylar nedeniyle yaklaşık 242 milyon öğrencinin eğitimi etkilenmiş, o yıl yalnızca sıcak hava dalgaları yaklaşık 171 milyon öğrenciyi etkilemişti. 2025’te toplam sayı daha düşük olsa da sorun ortadan kalkmadı; bu kez fırtınalar en yaygın kesinti nedeni haline geldi.
Bu değişim önemli.
Çünkü eğitim sistemlerinin hazırlanması gereken tek bir “iklim felaketi” yok.
Bir yıl sıcaklık öne çıkabilir.
Başka bir yıl fırtına.
Başka bir bölgede sel veya kuraklık.
Okulların gelecekteki dayanıklılığı bu nedenle yalnızca daha güçlü bina yapmakla çözülemeyecek.
En ağır bedeli yine en az kaynağı olanlar ödüyor
İklim kaynaklı eğitim kesintileri dünyanın her gelir grubundaki öğrencileri etkiliyor. Ancak etkiler eşit dağılmıyor.
UNICEF’e göre 2025’te eğitimi kesintiye uğrayan öğrencilerin yaklaşık dörtte üçü düşük ve alt-orta gelirli ülkelerde yaşıyordu.
Bunun nedeni yalnızca bu ülkelerin iklim tehlikelerine maruz kalması değil. Eğitim sistemlerinin felaket sonrasında toparlanma kapasitesi de farklı.
Varlıklı bir bölgede sel nedeniyle kapanan okul başka bir binaya taşınabilir, öğrenciler çevrim içi eğitime geçebilir veya hasarlı altyapı hızla onarılabilir. Elektrik, internet ve dijital cihaz erişiminin sınırlı olduğu bir bölgede ise aynı çözüm mümkün olmayabilir.
Böylece aynı büyüklükteki felaket iki ülkede tamamen farklı eğitim sonuçları yaratabilir.
İklim eşitsizliği burada eğitim eşitsizliğine dönüşüyor.
Ve eğitim