Google Aramasındaki Eski Kişisel Bilgiler Nasıl Kaldırtılır? Türkiye’ye Özel Başvuru Yolunda 30 Gün Kuralı Nasıl İşliyor?
Google’da adınızla bulunan eski kişisel bilgiler için başvuru yapmak, içeriğin internetten tamamen silinmesini sağlamayabilir. Makale, arama sonucunu kaldırma, kaynak sayfadan silme ve güncelliğini yitirmiş sonucu yenileme işlemlerini birbirinden ayırıyor. Türkiye’deki 30 günlük yanıt süresinin ne anlama geldiğini, Kurula şikâyet takviminin nasıl işlediğini ve başvuruda hangi bilgilerin gerektiğini açıklıyor. Ayrıca içeriğin eskiliğinin neden tek başına yeterli olmadığını, özel hayat ile kamunun bilgiye erişme menfaatinin nasıl değerlendirildiğini ele alıyor.
Yıllar önce yayımlanan bir bilgi, adınız Google’da aratıldığında bugün de karşınıza çıkabilir. Olay geride kalmış, koşullar değişmiş veya haber güncelliğini kaybetmiş olsa bile arama sonucu bunları aynı açıklıkla göstermeyebilir. Türkiye’ye özel başvuru yolunun gündeme getirdiği soru da burada başlıyor: Bir bilginin geçmişte doğru olması, kişinin adıyla sürekli kolayca bulunmasını her durumda haklı kılar mı?
Kişisel Verileri Koruma Kurumu Başkanı Faruk Bilir, 3 Ekim 2026’da yayımlanan açıklamasında Google’ın Türkiye için bir başvuru alanı oluşturduğunu belirtti. Bilir’in Anadolu Ajansına verdiği bilgiye göre kişiler, kaldırılmasını istedikleri bilgileri bu alandan iletebiliyor ve Google’ın 30 gün içinde olumlu ya da olumsuz yanıt vermesi gerekiyor.
Ancak bu süre, başvuran herkesin bilgilerinin 30 gün sonra otomatik olarak silineceği anlamına gelmiyor. Başvuru değerlendirmeye tabi. Üstelik arama sonucunun kaldırılması, bilginin yayımlandığı internet sitesinden silinmesiyle aynı işlem değil.
Aramadan kaldırılmak, internetten silinmek değildir
Google, başka sitelerde yayımlanan sayfaları bulup arama sonuçlarında listeler. Unutulma hakkı kapsamında yapılan başvuru, kişinin adı ve soyadıyla gerçekleştirilen aramalarda belirli bağlantıların görünmemesine yönelik olabilir. Böyle bir talep kabul edildiğinde kaynak sayfa yayında kalabilir; doğrudan adresini bilenler, başka bağlantıları kullananlar veya diğer arama motorlarından yararlananlar içeriğe ulaşabilir.
Bu ayrım, başvurudan ne bekleneceğini belirler. Amaç haberin veya belgenin kaynak siteden kaldırılmasıysa yayıncıyla ilgili süreç ayrıca ele alınmalıdır. Amaç kişinin adıyla yapılan aramalarda geçmişteki bir içeriğin sürekli öne çıkmasını önlemekse arama motoruna yönelik talep gündeme gelir.
Üçüncü bir durum daha vardır: Kaynak sayfa zaten değiştirilmiş veya bilgi silinmiş, fakat Google’daki sonuç eski metni göstermeye devam ediyor olabilir. Burada Google’ın eski içeriği yenileme aracı uygun yol olabilir. Güncellenmiş sayfanın arama sonucuna yansıtılması ile yayında duran bir içeriğin unutulma hakkı kapsamında değerlendirilmesi farklı ihtiyaçlardır.
Dolayısıyla ilk adım, yalnızca arama sonucuna bakmak yerine bağlantıyı açıp bilginin kaynak sayfada hâlâ bulunup bulunmadığını kontrol etmektir.
Başvuruda hangi bilgiler gerekiyor?
Google’ın Yasal Yardım bölümündeki “Unutulma Hakkı’na Genel Bakış” sayfası, ilgili başvuru formuna yönlendiriyor. Şirketin açıkladığı başvuru çerçevesinde kaldırılması istenen sayfaların adresleri, kişinin içerikle bağlantısı, kaldırma gerekçesi, ilgili arama sorgusu ve iletişim için e-posta adresi isteniyor. İnceleme sırasında ek bilgi de talep edilebiliyor.
Burada sitenin ana sayfasını belirtmek yerine, kişisel bilginin yer aldığı sayfanın tam adresini vermek önem taşıyor. Birden fazla sayfa söz konusuysa her birinin ayrı ayrı belirlenmesi, talebin kapsamını açıklaştırır.
Gerekçe de yalnızca “Bu sonucu istemiyorum” cümlesinden ibaret kalmamalı. Bilginin neden güncelliğini yitirdiği, yanlış bir izlenim oluşturup oluşturmadığı, özel hayatla bağlantısı ve varsa bunu destekleyen belgeler açıklanabilir. Örneğin süreç sonradan değişmişse bu değişikliği gösteren belge, yalnızca içeriğin eski olduğunu söylemekten daha somut bir dayanak sağlar.
Başvurunun gönderildiğini gösteren kayıt, tarih ve gelen yanıt saklanmalıdır. Bunlar, sonraki aşamada hangi talebin ne zaman iletildiğini ortaya koyar.
Telefon numarası, ev adresi, banka bilgisi veya gizli sağlık kaydı gibi içerikler için Google’ın kişisel bilgilerin kaldırılmasına ilişkin ayrı politika yolu da bulunuyor. Bu yol ile Türkiye’deki hukuki başvuru sürecini birbirine karıştırmamak gerekir; her biri kendi kapsamıyla değerlendirilir.
30 günlük yanıt süresinden sonra ne olur?
Türkiye’de arama motorlarına yönelik unutulma hakkı başvurularının hukuki çerçevesi yeni kurulmuş değil. Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 23 Haziran 2020 tarihli kararı, ilgili kişilerin önce arama motoruna başvurmasını, ardından gerekli koşullarda Kurula şikâyet edebilmesini düzenliyor. Başvuru kanalının varlığı, yeni ve koşulsuz bir silme hakkı doğurmuyor.
6698 sayılı Kanun uyarınca veri sorumlusu, talebi en kısa sürede ve en geç 30 gün içinde sonuçlandırmalıdır. Talep kabul edilebilir veya gerekçesi açıklanarak reddedilebilir. Yanıtın yetersiz bulunması da şikâyet açısından önem taşır.
Kurula şikâyet takvimi ise ayrı işler. Süresinde verilen yanıtın öğrenilmesinden itibaren 30 gün içinde şikâyet edilebilir; genel üst sınır, ilk başvurudan itibaren 60 gündür. Hiç yanıt gelmezse 30 günlük cevap süresinin dolmasının ardından, ilk başvurudan itibaren 60 gün içinde Kurula gidilebilir. Google’ın geç yanıt vermesi, başvuru sahibine bu geç yanıttan itibaren yeni bir 30 günlük süre sağlamaz.
Örneğin talep 10. günde reddedilmişse, şikâyet için ilk başvurudan itibaren 60. güne kadar beklenebileceği düşünülmemelidir. Süresinde gelen yanıt sonrasındaki 30 günlük süre dikkate alınır. Buna karşılık yanıt yoksa cevap süresinin bitmesi beklenir ve 60 günlük üst sınır gözetilir.
Kurumun 1 Ekim 2026 tarihli duyurusu da nihai cevabın yazılı veya elektronik ortamda bildirilmesi gerektiğini hatırlatıyor. Telefonda yapılan bilgilendirme, mevzuatın öngördüğü nihai cevap yerine geçmiyor.
Eski olması neden tek başına yeterli değil?
Kurulun değerlendirme ölçütleri arasında bilginin doğruluğu, güncelliği, özel hayatla ilişkisi, kişinin kamusal rolü ve toplumun bilgiye erişmekteki menfaati bulunuyor. Bilginin yayımlandığı sırada kişinin çocuk olması veya içeriğin hassas kişisel veriler barındırması da önem taşıyabiliyor.
Zamanın geçmesi kaldırma talebini destekleyebilir, fakat herkes için geçerli bir “Şu kadar yıl sonra silinir” eşiği yok. Kamu yararı taşıyan bir kayıt ile sıradan bir kişinin güncelliğini kaybetmiş özel hayat bilgisi aynı şekilde değerlendirilmiyor. Öte yandan içeriğin doğru olması da her durumda arama sonuçlarında kalacağı anlamına gelmiyor.
Bu yaklaşımın merkezinde geçmişi bütünüyle yok etmekten çok, geçmişteki bir bilginin bugün kişinin adıyla kolayca bulunmasının hâlâ gerekli ve ölçülü olup olmadığı sorusu var. Başvuru yolunun değeri, silinme garantisi sunmasında değil; bu sorunun gerekçeli olarak değerlendirilmesini ve karara karşı hak arama sürecinin işletilmesini sağlamasında yatıyor.