Sosyal Medyada Algoritmanın Tekeli Kırılıyor mu? Avustralya Kullanıcıya Kendi Akışını Seçme Hakkı Vermeye Hazırlanıyor

Sosyal Medyada Algoritmanın Tekeli Kırılıyor mu? Avustralya Kullanıcıya Kendi Akışını Seçme Hakkı Vermeye Hazırlanıyor
Tepki Ver

Sosyal medya akışımızı yıllardır platformların algoritmaları belirliyor. Avustralya şimdi bu düzeni değiştirebilecek bir adım atıyor: kullanıcıların algoritmik öneriler ile yalnızca takip ettikleri hesaplardan gelen içerikler arasında seçim yapabilmesi planlanıyor. Düzenleme hayata geçerse, “neyi göreceğimize kim karar veriyor?” sorusu sosyal medyanın merkezine taşınabilir.

Sosyal medyada takip ettiğiniz insanlarla, karşınıza çıkan insanlar artık aynı kişiler değil. Instagram’da yüzlerce hesabı takip edebilirsiniz ama uygulamayı açtığınızda ilk gördüğünüz video hiç tanımadığınız birinden gelebilir. TikTok’ta kimi izleyeceğinize karar vermeden önce algoritma sizin için karar vermeye başlamıştır.

Bu durum o kadar sıradanlaştı ki sosyal medyanın bir zamanlar farklı çalıştığını unutmak kolay. İlk platformlarda temel mantık basitti: Birini takip edersiniz ve onun paylaştıklarını görürdünüz. Bugünün sosyal medyasında ise takip etmek hâlâ önemli, fakat ekranımızdaki içeriğin önemli bölümünü neyi beğeneceğimizi tahmin etmeye çalışan öneri sistemleri belirliyor.

Avustralya şimdi bu ilişkinin temel kurallarından birini değiştirmeye hazırlanıyor. Hükümetin 8 Eylül 2026’da açıkladığı “My Feed, My Way” düzenlemesi yasalaşırsa sosyal medya platformları kullanıcılara çok basit ama bugünün interneti açısından oldukça radikal bir soru sormak zorunda kalacak:

Akışınızı siz mi seçmek istiyorsunuz, algoritma mı?

Sosyal medyanın görünmez editörü

Algoritmik akışların ortaya çıkmasının anlaşılır bir nedeni vardı. Bir insan yüzlerce hesabı takip ettiğinde bunların bütün paylaşımlarını kronolojik sırayla göstermek giderek kullanışsız hale geliyor. Platformlar bunun yerine hangi gönderinin kullanıcı için daha ilgi çekici olacağını tahmin eden öneri sistemleri geliştirdi.

Ne izlediğiniz, hangi videoda durduğunuz, neyi beğendiğiniz, neyi paylaştığınız ve hangi hesaplarla etkileşime girdiğiniz gibi çok sayıda sinyal bu sistemlere yardımcı oluyor. Ardından algoritma milyarlarca içerik arasından sizin ekranda kalmanızı sağlayacağını düşündüğü paylaşımları seçiyor.

Bu sistem sosyal medyayı olağanüstü kişisel hale getirdi. İki insan aynı uygulamayı açsa bile tamamen farklı dünyalar görebiliyor.

Fakat bunun sonucunda kullanıcı ile takip ettiği insanlar arasına üçüncü bir aktör girdi: platformun öneri sistemi.

Avustralya’nın eSafety Commissioner’ı Mayıs 2026’da yayımladığı tavsiye sistemleri değerlendirmesinde bu teknolojilerin faydalı içerikleri keşfetmeye yardımcı olabildiğini, fakat aynı zamanda zararlı veya problemli içeriklerin tekrar tekrar önerilmesi gibi riskler oluşturabileceğini vurguladı.

Şimdi hükümet çözümü algoritmayı tamamen yasaklamakta değil, kullanıcının ona “hayır” diyebilmesini garanti altına almakta arıyor.

“My Feed, My Way” tam olarak ne değiştirecek?

Avustralya hükümetinin açıkladığı taslak oldukça doğrudan bir mekanizma öngörüyor. Sosyal medya platformları hem yeni hem mevcut kullanıcılara varsayılan akışlarını seçebileceklerini bildirmek zorunda olacak.

Birinci seçenek bugünkü sosyal medyaya benziyor: Platform kullanıcının davranışlarını analiz ederek kişiselleştirilmiş içerikler önerebilecek.

İkinci seçenekte ise kullanıcı kişisel algoritmik önerilerden vazgeçerek arkadaşlarının ve kendi seçtiği içerik üreticilerinin paylaşımlarını görebilecek.

Üstelik hükümet bu tercihin tek seferlik olmasını istemiyor. Kullanıcı fikrini değiştirdiğinde yeniden seçim yapabilecek ve platformun bu tercihe saygı göstermesi gerekecek.

Bu küçük görünen ayrıntı önemli. Çünkü mesele algoritmanın varlığını ortadan kaldırmak değil; algoritmayı zorunlu varsayılan deneyim olmaktan çıkarmak.

Başbakan Anthony Albanese düzenlemeyi açıklarken yaklaşımı “hükümete kontrol vermek” yerine “insanlara kontrol vermek” olarak tanımladı.

Aslında algoritmayı sevenler de var

Burada sosyal medyanın ilginç bir çelişkisi ortaya çıkıyor. Algoritmik akışlar yalnızca kullanıcıları manipüle etmek için geliştirilmiş sistemler değil; gerçekten faydalı olabiliyorlar.

Hiç tanımadığınız küçük bir sanatçıyı keşfedebilirsiniz. İlgi alanınıza tam uyan bir araştırmaya rastlayabilirsiniz. Dünyanın başka bir yerindeki küçük işletmenin videosu milyonlarca insana ulaşabilir.

TikTok’un küresel yükselişinin arkasındaki temel fikirlerden biri tam olarak buydu: İyi bir içeriğin izleyiciye ulaşması için kullanıcının üreticiyi önceden takip etmesi gerekmiyordu.

Avustralya hükümeti de bunu kabul ediyor. İletişim Bakanı Anika Wells, bazı insanların eğlence veya yeni işletmeler keşfetmek için algoritmik akışı isteyeceğini açıkça söylüyor.

Yeni yaklaşım bu nedenle “algoritma kötüdür” demiyor.

Daha farklı bir soru soruyor:

Algoritmanın faydalı olup olmadığına kim karar vermeli?

Platform mu, kullanıcı mı?

Avrupa aynı soruyu daha önce sormaya başladı

Avustralya tamamen boş bir alanda hareket etmiyor. Avrupa Birliği’nin Dijital Hizmetler Yasası, çok büyük çevrimiçi platformların profillemeye dayanmayan en az bir öneri sistemi seçeneği sunmasını zaten gerektiriyor.

Bu nedenle Avustralya hükümeti Avrupa’daki uygulamayı özellikle takip ediyor.

Ancak Canberra’nın tasarladığı sistemde dikkat çekici bir fark var. Kullanıcının ayarlara girip algoritmik olmayan seçeneği araması yerine platformun doğrudan karşısına çıkarak hangi varsayılan akışı istediğini sorması hedefleniyor.

Avustralya hükümeti bunun gerçek bir tercih olmasını istiyor.

Çünkü teorik olarak seçenek sunmakla insanların gerçekten kullanabileceği bir seçenek sunmak aynı şey değil.

Bir özellik menülerin altında saklanabilir. Sürekli yeniden etkinleştirilmesi gerekebilir. Algoritmik olmayan sürüm bilinçli biçimde daha kullanışsız hale getirilebilir.

Avustralya’nın önündeki asıl test bu olacak: Kullanıcı tercihi kâğıt üzerinde mi kalacak, yoksa platform tasarımının gerçek bir parçasına mı dönüşecek?

Çünkü algoritma yalnızca ne gördüğümüzü seçmiyor

Öneri sistemlerinin gücü içerik sıralamasından daha büyük.

Bir videoyu milyonlarca insana göstermek, yeni bir sanatçıyı birkaç gün içinde ünlü yapabilir. Bir ürün trend olabilir. Bir siyasi tartışma büyüyebilir. Bir şarkı yıllar sonra yeniden listelere girebilir.

Algoritmalar böylece modern internetin görünmez dağıtım altyapısına dönüştü.

Eskiden bir gazetenin editörü hangi haberin birinci sayfaya çıkacağına karar verirdi. Televizyon yöneticileri hangi programın prime time’da gösterileceğini belirlerdi.

Bugün milyarlarca insan için benzer kararların önemli bir bölümünü bilgisayar sistemleri veriyor.

Fakat çok önemli bir farkla:

Herkesin birinci sayfası farklı.

Avustralya’nın düzenlemesini ilginç hale getiren şey bu nedenle yalnızca çevrimiçi güvenlik değil. Tartışmanın merkezinde internetin editörünün kim olacağı bulunuyor.

Takip etmek yeniden anlam kazanabilir

Algoritmik önerilerden vazgeçmenin sosyal medyada yaratabileceği en ilginç sonuçlardan biri “takip et” düğmesinin değerini değiştirmek olabilir.

Bugün bir hesabı takip etmek, onun bütün paylaşımlarını göreceğiniz anlamına gelmiyor. Aynı şekilde takip etmediğiniz yüzlerce hesabın içeriği de ekranınıza gelebiliyor.

Eğer kullanıcı gerçekten yalnızca seçtiği arkadaş ve üreticilerden oluşan bir akışa geçebilirse sosyal medya bir bakıma eski mantığına yaklaşabilir.

Kullanıcı kendi küçük medya dünyasını oluşturur.

Kimi takip ettiğine kendisi karar verir.

Akış da bu tercihin sonucu olur.

Bu model daha iyi olmak zorunda değil. Yeni içerik keşfetmek zorlaşabilir ve kullanıcı kendi oluşturduğu dar bir çevrenin içinde kalabilir.

Ama önemli olan başka bir şey:

Bu kez bunun bir tercih olması.

Avustralya neden bu kadar ileri gidiyor?

Yeni düzenleme tek başına ortaya çıkmadı. Avustralya son yıllarda sosyal medya şirketlerine karşı dünyanın en müdahaleci düzenleyici yaklaşımlarından birini geliştirdi.

10 Aralık 2025’ten itibaren Facebook, Instagram, TikTok, Snapchat, X, YouTube ve diğer bazı büyük platformların 16 yaşından küçük Avustralyalıların hesap sahibi olmasını engellemek için makul önlemler alması gerekiyor.

Şimdi hükümet bunun üzerine daha geniş kapsamlı Digital Duty of Care sistemini kurmaya hazırlanıyor.

Taslak yalnızca sosyal medya akışlarını kapsamıyor. Çocukların zararlı içerik ve tasarım özelliklerinden korunması amacıyla oyunlar, mesajlaşma hizmetleri ve AI chatbotları gibi başka dijital hizmetler de düzenlemenin kapsamına girebilecek.

Kurallara uymayan şirketler için öngörülen ceza ise 109,2 milyon Avustralya dolarına kadar çıkabiliyor.

Bu nedenle “My Feed, My Way” tek başına küçük bir kullanıcı ayarı değil.

Avustralya’nın teknoloji şirketleriyle kullanıcı arasındaki güç ilişkisini yeniden tanımlamaya çalışan daha büyük politikasının bir parçası.

Asıl savaş varsayılan ayarlarda olabilir

Dijital dünyada çoğu insan ayarları değiştirmez.

Telefonun hangi uygulamayla geldiği, hangi arama motorunun varsayılan olduğu veya sosyal medya uygulamasının ilk açıldığında hangi akışı gösterdiği bu yüzden büyük ekonomik değere sahiptir.

Avustralya’nın önerisinin belki de en önemli tarafı burada.

Kullanıcıya gizli bir menüde “algoritmayı kapat” seçeneği vermek yerine, platformun aktif biçimde “Hangisini istiyorsun?” diye sorması planlanıyor.

Algoritmik akışı seçebilirsiniz.

Takip ettiğiniz insanlardan oluşan akışı seçebilirsiniz.

Sonra fikrinizi değiştirebilirsiniz.

Eğer sistem gerçekten böyle uygulanırsa sosyal medyada uzun zamandır sorgulamadan kabul ettiğimiz bir varsayım değişmeye başlayabilir:

Platformun bizi bizden daha iyi tanıdığı varsayımı.

Algoritmanın sonu değil, tekelinin sorgulanması

Yine de algoritmik sosyal medyanın sona yaklaştığını söylemek için çok erken.

Avustralya’nın düzenlemesi henüz yasa değil. Taslak istişare aşamasında ve parlamentoya sunulması gerekiyor. Yasanın nihai biçimi, platformların nasıl uyum sağlayacağı ve kullanıcıların algoritmik olmayan akışları gerçekten tercih edip etmeyeceği henüz bilinmiyor.

Üstelik insanların önemli bir bölümü algoritmayı kapatmak istemeyebilir. Çünkü sosyal medyanın eğlenceli ve şaşırtıcı olmasını sağlayan şeylerden biri tam olarak karşımıza beklemediğimiz içeriklerin çıkması.

Bu yüzden yaşanan dönüşüm “algoritmalar gidiyor” değil.

Daha temel bir fikir sorgulanıyor:

Neden ne göreceğimize karar veren sistem varsayılan olarak platformun kontrolünde olmak zorunda?

Sosyal medyanın ilk döneminde kullanıcı kimi takip edeceğini seçiyordu.

Sonraki dönemde algoritmalar ne göreceğimizi seçmeye başladı.

Şimdi üçüncü bir dönem ortaya çıkabilir.

Algoritmalar kalacak.

Ama onları kullanıp kullanmayacağımıza belki yeniden biz karar vereceğiz.

Yazar Profili
forgeNote Yönetici Tüm Yazılar

Kullanıcıya ait herhangi bir sosyal medya veya iletişim bilgisi bulunmamaktadır.

40 Yazı

Bir Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer Yazılar